Yeni bir iş kurmak isteyen bireyler için piyasada tutunabilmek ve sıfırdan bir marka yaratmak pek çok zorluk barındırmaktadır. Özellikle köşe başlarının tutulmuş olduğu ve rekabetin giderek daha keskin hale geldiği günümüz piyasasında sıfırdan başlayarak başarılı olmak, pek az kişinin üstesinden gelebileceği bir zorluktur. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bazı araştırmalar, yeni açılan işletmelerin yaklaşık yüzde 90’ının bir yıl içerisinde iflas ederek kapandığını göstermektedir. Yeni bir iş kurmak isteyen, ancak tüm bu zorluklarla karşı karşıya kalmaktan kaçınan bireyler için franchise sistemi ön plana çıkmaktadır. Son yıllarda Türkiye’de de giderek yaygın hale gelmeye başlayan bu sistem, klasik bayilik sisteminin biraz daha gelişmiş modelidir.

Franchising Nedir?

Franchising modeli ilk olarak Amerika’da ortaya çıkmış ve buradan tüm dünyaya yayılmıştır. Yeni iş kurmak isteyen bireylerin rekabet faktörünü aşabilmesi ve piyasada daha kolay yer edinebilmesi için bilinirliği yüksek markaların isimlerini ve ürünlerini kullanmaları bu kavram ile açıklanmaktadır. Franchising sisteminde isim modeli, ürün modeli ve hem isim hem de ürün modeli olmak üzere üç farklı uygulama bulunmaktadır. Yalnızca marka isminin kullanıldığı, ürünlerin ise işletmeci tarafından imal edildiği sistemler isim ya da marka franchisingi olarak adlandırılmaktadır. Ürün franchising modelinde bireyler kendi markalarının isimlerini kullanmakta, ürün kalitelerini arttırmak ve standart hale getirmek için kaliteli markaların ürünlerini kullanmaktadır. Bu modelin kullanımına sık rastlanmamaktadır. Hem ürün hem de marka modeli ise en sık karşılaşılan franchising türüdür. Bu türde bireyler bilinirliği yüksek markanın adını kullanmakta ve ayrıca o markanın ürünlerinin doğrudan satışını yapmaktadır.

Hemen Okuyun: Tediye Makbuzu Nedir? Ne İçin Kullanılır? Tediye Makbuzu Örnekleri

Franchise Sistemi Nasıl Çalışır?

Franchise sisteminin işleyiş mantığı oldukça basittir. Bunun için ilk önce bayilik alınmak istenilen markaya başvuru yapılması gereklidir. Sonrasında markanın talep ettiği teminat ücreti ödenmelidir. Marka için ödeme yapılmasının ardından ana firma yer seçimi için araştırma yapmaktadır. Bireylerin işletme kurmak istedikleri şehirde uygun lokasyon olmaması ya da potansiyelin yeteri kadar olmaması durumunda, farklı şehir tavsiyelerinde de bulunulabilmektedir. Bulunan lokasyonun kiralanmasının ya da satın alınmasının ardından, markanın diğer şubeleriyle aynı şekilde dekorasyon yapılmaktadır. Dekorasyondan sonra firma faaliyete geçmektedir. Satılacak ürünler genellikle bayilik veren ana firma tarafından tedarik edilmektedir. Ürünlerin üretimi işyeri içerisinde yapılabileceği gibi, firma merkezinde imal edilerek dağıtılabilmektedir. Franchising veren firmalar aylık satıştan da belirli oranda kâr almaktadır. Aylık cirodan giderlerin ve ana firma komisyonunun düşülmesinden sonra kalan tutar ise işletmecinin kârını oluşturmaktadır.

İlginizi Çekebilir: Limited (LTD) Şirket Nedir, Nasıl Kurulur?

Avantajları ve Dezavantajları Nelerdir?

Sıfırdan bir işletme kurmak yerine franchising bir işletme açmanın bazı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Bu yöntemin avantajlarını genel olarak şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • Reklam, tanıtım ya da markalaşma gibi süreçlere gereksinim duyulmaması ve doğrudan yüksek cirolara ulaşılabilmesi.
  • Yerel rakipler karşısında rekabet üstünlüğü elde edilmesi.
  • Yeni ve küçük kurulmuş işletmelerin karşılaştığı risklerin minimum düzeye indirilmesi.
  • Ana firma tarafından sağlanacak teknik destek sayesinde, yapılan yatırımın başarıya ulaşma ihtimalinin artması.
  • İşletme için en doğru yerin seçilebilmesi.

 

Franchise sisteminin getirmiş olduğu bazı dezavantajlar da bulunmaktadır. Bu dezavantajlar da genellikle şu şekilde açıklanabilmektedir:

  • Marka için isim bedeli ödeneceğinden, ilk yatırım maliyetinin bireysel işletmelere göre daha yüksek olması.
  • Her ay elde edilen cirodan belirli oranda komisyon ödenmesi.
  • Bireylerin yaratıcılık hislerinin yok olması ve ticarette hazıra alışılması.
  • Yapılan sözleşmenin ana firmanın çıkarlarını koruyacak şekilde hazırlanmış olması ve bundan dolayı olası anlaşmazlıklar durumunda mağduriyetler yaşayabilme.